Kahvekeyfi’s Blog

Archive for Aralık 2007

>

Yeni yılınızı kutlar; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu daha nice seneler dilerim.

>

::EVDİR HAN::
Antalya – Korkuteli yolu üzerinde, Antalya’ya 18 km uzaklıktaki Yukarı Karaman köyü içinde, Uzunkuyu mevkiinde 78,80 x 45,30 m. büyüklüğündeki hanın taç kapısı, Türk taşçılık ve oymacılık sanatının en güzel örneklerinden biridir.Dışa doğru taşan, sivri kemerli taç kapısı üzerinde Selçuklu Sultanı Keyhusrev’in oğlu Sultan I.İzzeddin Keykavus tarafından 1210 – 1219 yıllarında yapıldığını gösteren üç satırlık bir kitabe vardır.Ne yazık ki bu kitabe günümüze kadar gelememiştir.

Taç kapının kemerini yıldız geçmelerden, düğümlenmiş daire ve baklava şekillerinden oluşan bir bordür sarar.Cephe duvarı 1,50 m. kalınlığındadır.Kemerler üzerine oturtulmuş 7,30 m. yüksekliğinde tonozla örtülü gözler vardır.Bu gözler ortadaki avluya bakmakta, yolcuların hayvanlarını bağlamaya ve yüklerini koymaya yarar.Yolcular için ayrıca odalar vardır.İçerde bu odalardan başka ahırlar da vardır.Çevrede akarsu bulunmadığından, hanın yakınına halk tarafından “Uzunkuyu” olarak adlandırılan bir de sarnıç yapılmıştır.

Hanın üstü beşik örtüsü şeklinde Horasanla doldurulmuştur.Güzel bir işçilik gösteren bu kervansarayın çevre duvarı, her kenarda iki tane olmak üzere, dıştan kare şeklinde dayanak kuleleriyle sağlamlaştırılmıştır.Bölgenin sıcak iklimi nedeniyle diğer hanlarda görülen tamamıyla kapalı bir bölümü yoktur.Tamamı 3.800 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.


Hanın kuzeybatı cephe duvarları oldukça iyi durumda günümüze gelmiş olmasına rağmen diğer kısımlar çok haraptır. Girişin solundaki bir geçitten hanın üstüne çıkılır ve burasının gözetleme yeri olduğu da açıklık kazanmıştır. Hanın dışındaki hamam günümüze yalnızca kalıntıları gelebilmiştir.

KAYNAK : Antalya Tarihi ve Turistik Rehberi
Yazarı :Hüseyin Çimrin


Yeni yılınızı kutlar; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu ve huzurlu daha nice seneler dilerim.

::EVDİR HAN::
Antalya – Korkuteli yolu üzerinde, Antalya’ya 18 km uzaklıktaki Yukarı Karaman köyü içinde, Uzunkuyu mevkiinde 78,80 x 45,30 m. büyüklüğündeki hanın taç kapısı, Türk taşçılık ve oymacılık sanatının en güzel örneklerinden biridir.Dışa doğru taşan, sivri kemerli taç kapısı üzerinde Selçuklu Sultanı Keyhusrev’in oğlu Sultan I.İzzeddin Keykavus tarafından 1210 – 1219 yıllarında yapıldığını gösteren üç satırlık bir kitabe vardır.Ne yazık ki bu kitabe günümüze kadar gelememiştir.

Taç kapının kemerini yıldız geçmelerden, düğümlenmiş daire ve baklava şekillerinden oluşan bir bordür sarar.Cephe duvarı 1,50 m. kalınlığındadır.Kemerler üzerine oturtulmuş 7,30 m. yüksekliğinde tonozla örtülü gözler vardır.Bu gözler ortadaki avluya bakmakta, yolcuların hayvanlarını bağlamaya ve yüklerini koymaya yarar.Yolcular için ayrıca odalar vardır.İçerde bu odalardan başka ahırlar da vardır.Çevrede akarsu bulunmadığından, hanın yakınına halk tarafından “Uzunkuyu” olarak adlandırılan bir de sarnıç yapılmıştır.

Hanın üstü beşik örtüsü şeklinde Horasanla doldurulmuştur.Güzel bir işçilik gösteren bu kervansarayın çevre duvarı, her kenarda iki tane olmak üzere, dıştan kare şeklinde dayanak kuleleriyle sağlamlaştırılmıştır.Bölgenin sıcak iklimi nedeniyle diğer hanlarda görülen tamamıyla kapalı bir bölümü yoktur.Tamamı 3.800 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.


Hanın kuzeybatı cephe duvarları oldukça iyi durumda günümüze gelmiş olmasına rağmen diğer kısımlar çok haraptır. Girişin solundaki bir geçitten hanın üstüne çıkılır ve burasının gözetleme yeri olduğu da açıklık kazanmıştır. Hanın dışındaki hamam günümüze yalnızca kalıntıları gelebilmiştir.

KAYNAK : Antalya Tarihi ve Turistik Rehberi
Yazarı :Hüseyin Çimrin

>


Sizleri kendi yazdığım bir şiirle başbaşa bırakıyorum. Resme tıklayıp öyle okuyunuz lütfen.

Sizleri kendi yazdığım bir şiirle başbaşa bırakıyorum. Resme tıklayıp öyle okuyunuz lütfen.

>

Benim çocukluğumda hatıra defterleri vardı.İlk hatıra defterlerimiz kırtasiyeden aldığımız çizgisiz küçük boy defterlerdi.İçini kendimiz süslerdik kuru boyalarla rengarenk.İlk sayfaları ailemize sonrakileri de en sevdiğimiz arkadaşımızdan başlayarak çevremizde tanıdığımız, sevdiğimiz kim varsa onlara ayırırdık.İçlerine maniler yazılırdı.( Sepet sepet yumurta sakın beni unutma ) gibi pek çoğunu hatırlayamadığım maniler.

Sonraları bu defterlerin hazırları çıktı.Zamanla çeşitleri arttı ve zenginleşti.Defter süsünden kurtulduk ama bu defa arkadaşlarımıza yazdığımız yazıları güzelleştirmeye, zenginleştirmeye uğraştık.Onu en çok bizim sevdiğimizi anlasın diye.
Sonradan hatıra defterlerinin yerini kendi yazdığımız günlükler almaya başladı.Yaşadığımız ilginç, eğlenceli, üzücü olayları yazdık.
Şimdi de teknoloji sayesinde günlüklerimizi internet ortamında bizi tanıyan ya da tanımayan insanlarla paylaşıyoruz.İyi mi ediyoruz, kötü mü ediyoruz onu zaman gösterecek.