Kahvekeyfi’s Blog

Archive for Ağustos 2010

>

19-Ağustos-2010 Perşembe
Başlıktan ve fotoğraftan da anlaşıldığı üzere bu hafta çok işim var.İşi ben yapmıyorum ama temizliğini ben yapacağım.Sanırım on gün sonra, işler bitip temizlenip yerleştikten sonra kısmetse yine görüşürüz.Bu arada kendinize iyi bakın.

20-Ağustos-2010 Cuma
Ustaların biri geliyor, diğeri gidiyor.
Panjurcu, sıhhi tesisatçı, boyacı VS.. 🙂
Her yer toz içinde, çıldırmaya az kaldı, doktorum nerde :)) 

21-Ağustos-2010 Cumartesi
Klima karşıtı olduğum halde bu yazın neminden fazlasıyla bunaldığım için oturma odasına (artık çocukların yatak odası) klima takıldı.

Yatak odası, antre ve hol boyandı.Yatak odasına ıvır zıvır toplansın diye sandıklı baza geldi.

22-Ağustos-2010 Pazar
Mutfak, oturma odası ve bilgisayar odası boyandı.
Bilgisayar odasının boyanabilmesi için odadaki iki kitaplık ve bilgisayar boşaltılıp salona taşındı.

23-Ağustos-2010 Pazartesi

Yapılacak çok iş var ama ben yorgunum.Bana yardım edecek oğullarımdan biri iki gündür babasının yanında işe gidiyor, diğeri arkadaşına gitti işten kaytarmak için.Kaldım onca işin ortasında tek başıma.Tadilat-boya-badana işinin sonuna yaklaştık sayılır.Boyacı bana iki günlük mola verdi ve karşı komşuma geçti boya yapmaya.Öğleye kadar mola verdim ve sonra biraz delik dolap yerleştirdim ama havanın sıcağı sanırım beni biraz çarptı ve başağrısından duramadım ve elimi yüzümü yıkayıp uykuya yattım.Uykudan kalkınca onca işi tek başıma yapmayı gözüm yemedi ben de işten kaytaran küçük oğlumu gittim arkadaşının evinden aldım ve ana oğul bir güzel eve gelmeden 5M Migrosa uğrayıp yemeğimizi yedik.Eve gelince de biraz daha temizlik yapıp yerleştirdik.Daha doğrusu ben temizledim ona taşıttım.


24-Ağustos-2010 Salı
Gün Salı’ya döndü ama bizim işler daha bitmedi.

25-Ağustos-2010 Çarşamba

Dünden bu yana boyanan odaları temizleyip yerleştirmeye uğraşıyorum ama bitmek bilmiyor bir türlü.Çok fazla eşya yok ama sağda solda ne kadar çok ıvır zıvır birikmiş anlatamam.Atılacak olanları atıp diğerlerini yerleştirmeye çalışıyorum.Yarın da en son salon ve ön balkon boyanacak.

26-Ağustos-2010 Perşembe
Salonla balkonun boyası da bitti çok şükür.Ama salon parkelerini sistre-cila yaptırmaktan vazgeçtim.Laminat döşeteceğim.



28-Ağustos-2010 Cumartesi
Bugün yeğenimle salona koltuk takımına bakmaya T mall ve Tepe Mobilya ‘ya gittik.T mall mağazasında köşe bir takım beğendik.Buna ilave olarak da Tepe Mobilyada iki tane sandalye tarzı berjer beğendik.Henüz almadım, çünkü koltuk için ikinci bir alternatifim daha var.Antalya’lı bir firma olan KOLTUCKS ‘un özel ürettiği koltuk takımı.İster köşe, ister normal takım şeklinde üretiliyor.Karar vermeye çalışıyorum.Ayrıca halı, perde, avize, tv ve tv ünitesi alma planım olduğu için fiyatları öğrenip bütçe ayarlaması yapmaya çalışıyorum.

Düzenleme:: Günlük Rapor 🙂

>

Kitap okumayı sevenler için kitap ödüllü yarışma var.Yarışmayı KİTAPKOLİK.NET adlı kitap sitesi düzenliyor.Yarışmanın duyurusunu blog, forumlar, twitter, friendfeed veya facebook profillerinde duyuranlar 1 çekiliş hakkı kazanacaktır.Ne kadar çok tanıtım o kadar çok çekiliş hakkı.
Ayrıntılı bilgi almak isteyenler alttaki linke tıklasınlar.

http://www.kitapkolik.net/kitapkolik-net-kitap-odullu-yarisma

Lale Hanım kulaklarınız çınladı mı 🙂

>

Bu hafta size; yaşadığı coğrafyayı fotoğraflarıyla bize taşıyan, kapısı her daim gönül dostlarına açık ve gönlü zengin ustamız – hocamız MEMDUH EKİCİ ‘yi (mekici) tanıtacağım.

Söze onun her zaman bizlere bir düstur olarak söylediği; “fotoğrafçı yaşadığı coğrafyaya borçludur ve bu borcu ödemekle yükümlüdür.Kaybolan ve kaybolmaya yüz tutan tarihi ve kültürel değerlerine sahip çıkmalı ve koruyup kollamalıdır” sözleriyle başlamak istiyorum.Bu sözlerini sadece söylemekle kalmayıp aynı zamanda birebir uygulamakta.

Yaşadığı toprağın, yani Konya’nın ovalarında özgürce yelelerini savuran atları, ovadaki su birikintilerinden su içen koyun sürülerini saatlerce izleyip onların en güzel pozlarını yakalamaya çalışıyor.

Türkiye’nin nazar boncuğu Meke Gölü’nü dört mevsim fotoğraflayarak kimi zaman enfes gün batımlarını, kimi zaman da sıcaklardan buharlaşınca can çekişen halini gözler önüne seriyor.

Konya ovasında gün batımı bir başka güzel olur.Ovada yaşayan her canlı varlık gün batımı saatinde enfes silüet görüntüleri oluşturur.Tıpkı yandaki fotoğraf gibi.

 
Paylaşmayı istediğim bir dolu güzel fotoğrafı var ama burada hepsini paylaşmam mümkün değil.
Bir zahmet alttaki linkleri tıklayarak hem onu daha yakından tanıyabilir hem de diğer fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

>

Ramazan ayı hepinize hayırlı olsun, 
sofralarınız bereketli olsun.
———————————————-
Geçenlerde iki arkadaşıma blog açtık.
Berrin arkadaşım pasta-börek yapmaktan 
ve nakış işlemekten çok hoşlanır.
Beril ise takıya meraklıdır, aynı zamanda o da 
Berrin gibi pasta-börek yapmaya bayılır.
Blog yazma konusunda henüz acemi sayılırlar ama sizlerin de desteği ile kısa zamanda ilerleyeceklerine eminim.

>

::Malzemeler::
4 adet yumurta
7 kahve fincanı şeker
1 su bardağı süt
1 kahve fincanı sıvıyağ
8 kahve fincanı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 avuç dövülmüş ceviz
1 avuç kiraz kurusu

::Yapılışı::

1:: Yumurtaları çırpıyoruz,
2:: Yumurtaya şekeri ilave edip öyle çırpıyoruz.
3:: Sonra sırasıyla sütü ve sıvıyağı ekliyoruz.
4:: Önceden birlikte elediğimiz un,
Vanilya ve kabartma tozunu ilave ediyoruz.
Hazırladığımız kek harcına ceviz ve kiraz kurusunu da katıp karıştırarak büyük boy borcama döküyoruz.
Piştikten sonra da üzerini istediğimiz gibi süsleyip servis yapıyoruz.
Siz bu yazıyı okurken fotoğrafta görmüş olduğunuz süslenmiş kek dilimini ben çoktan afiyetle yemiş olacağım 🙂


>

Bu Pazar ki misafirim fotoğraf dostum sevgili Ergün Karadağ.Aslında siz onu,  benim tembellik yapıp ta ondan yardım istediğim zaman imdadıma koştuğu “İSYANIIMMM VAAAAARRRRRRRR”  ve “ÇOCUK OL(ama)MAK…” adlı yazı ve fotoğraflarından tanıyorsunuz.Ama ben yine de sizlerin onu ve diğer fotoğraflarını daha yakından tanımanızı istiyorum.Genelde siyah-beyaz fotoğrafı ve 10-20 mm. geniş açı objektif kullanmayı çok sever.Kendisi doktor olduğu için muayeneye gelen maden işçilerini çalıştıkları ortamda fotoğraflamış ve onların çalışma şartlarını göz önüne seren bir albüm oluşturmuştur.Altta görecek olduğunuz iki fotoğraf maden işçilerinin çay ve yemek molasında çekilmiş.
 
Gerek gezi amaçlı gerekse mesleği dolayısıyla gittiği yurtdışı seyahatlerinde boş durmaz,  fırsat buldukça bol bol fotoğraf çeker.Uzakdoğu gezisinden dönüşte bizi yanda gördüğünüz muzip fotoğrafla selamlamıştı 🙂
Soldaki fotoğrafı ise National Geographic Uluslararası Fotoğraf Yarışması Türkiye elemesinde Gezi-Kültür dalında üçüncü seçildi.
Kendisini buradan tekrar kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum.
Diğer fotoğraflarını görmek isterseniz alttaki linklere tıklayınız lütfen 🙂

>

Blogspota geçtiğimden bu yana iki buçuk yıl oldu ve ben bu zaman zarfında pek çok şey paylaştım sizinle.
Her türden konuyu burada okudunuz.Kendi çektiğim ya da arkadaşların çektiği fotoğrafları sizlerle paylaştım.
Bugünkü yazımla dalya dedi blogum.İstedim ki bu yazıda kendimden bahsedeyim.Yani yaz günlerimi nasıl geçirdiğimi hem yazıyla hem de fotoğraflarla paylaşacağım.
————————————————————————-
Bildiğiniz gibi Temmuz başından beri Antalya’nın aşırı nemli sıcakları fena bastırdı.Sıcaklarla nasıl başedilir? Elbetteki haftada bir ya da iki kere denize girmekle 🙂

Tabii ki tek başıma gitmedim denize.Arkadaşlarımla birlikte deniz keyfi yaptık.Hepimizde az biraz kilolu olunca tabir yerindeyse denizi taşırdık ama çok da eğlendik.
Piknik yapar gibi götürdüğümüz yiyecekleri – meyveleri denizden çıkınca (ihtiyacımız varmış gibi) yedik içtik.Eve dönerken de bütün çöpümüzü toplayıp çöp kutusuna attık.
————————————————————————-
Gündüzleri denize girdiğim sahillerde geceleri de büyük oğlumla küçük gezintiler yaptık.Konyaaltı Belediyesinin düzenlemiş olduğu 16. Konyaaltı Karnavalını izlemek üzere 
Konyaaltı Kent Meydanına gittik ama aşırı kalabalık ve nemden dolayı gösterinin ancak başını izleyebildik.
Ferhat Göçer’in verdiği konseri izlemek için ne yazık ki bekleyemedik.
————————————————————————-
Yazları annem ve ablalarım memleketimiz olan Korkuteli yaylasına yazlamaya giderler.Biz de fırsat buldukça ailecek gideriz ya da yalnız başıma annemin yanına giderim.
Oraya teyzelerim de yazlamaya gittikleri için sık sık buluşurlar birbirlerinin evinde.Geçende ortanca ablamın evine toplanıyorlarmış, beni de çağırdı ablam.
Gezme olur da ben durur muyum, bindim arabaya gittim.

Hoş-beş, yeme-içme derken akşam üstü serinlikte bahçeye yayılıp sohbeti koyulttuk.Nikon D300 ‘ümü garantisi dolmadan bir bakım yaptırayım diye gönderdiğim için
mecburen küçük makinayla çekim yapmaya çalıştım.Ama aşırı rüzgardan dolayı kelebeği net çekemedim.
————————————————————————-
Netice olarak aylaklık ettiğim yaz günlerini bu şekilde geçiriyorum :))