Kahvekeyfi’s Blog

Archive for the ‘Fotoğraflarım’ Category

>

Bu aralar karabatak gibi bir görünüp bir kaybolan ben yine ortaya çıktım 🙂 Kaybolma sebebim ise sömestre tatili nedeniyle İzmir’deki arkadaşlarımın Antalya’ya gelmiş olmasıdır.Onlarla ve çocukları ile güzel günler geçirdim geçen hafta ama yazmak bugüne kısmetmiş. İzmir-Antalya ne âlâka derseniz biz üniversiteden arkadaşız ve o gün bugündür bağımız hiç kopmadı.Bazen ben giderim İzmir’e, bazen de onlar Antalya’ya gelir.Bu geldiklerinde daha fazla zaman geçirme şansımız oldu.Hava çok soğuk olmasına rağmen deyim yerindeyse Antalya’nın altını üstüne kattık.Bol bol fotoğraf çektik.Bu yanda görmüş olduğunuz fotoğraf ise bizim evde mola verdiğimiz sırada çekildi.Onlar İzmir’e döndü ama benim yoğunluğum bitmedi elbette.

Geçtiğimiz Pazar günü eşimle birlikte onun işi icabı Demre’ye kadar gittik.Giderken sahilden gittik, dönerken de Finike-Elmalı-Korkuteli üzerinden Antalya’ya geldik.Finike ile Elmalı yolu arasındaki AVLAN GÖLÜ ‘nde fotoğraf çektim.Hava da fotoğraf için uygundu ve güzel fotoğraflar elde ettim kendimce.
Tatil nedeniyle çocuklar da birbirini görsün diye akraba toplantılarını haftada bire bindirdik.Bu arada liseden sınıf arkadaşımın babası vefat etti.Bugün onu başsağlığı için arkadaşlarla birlikte ziyaret edeceğiz.Bir tarafta ölüm, diğer tarafta yaşam hesabı arkadaş toplantımız var yarın.
Hamiş :: Bu tatilde benim kafa kaşıyacak vaktim olmadı ama benim hiç şikayetim yoktu doğrusu :))
Reklamlar

>

Oldu yine bir on gün neredeyse sizlerle birşey paylaşmayalı.Bu aralar biraz meşguldüm.Çünkü annem biraz rahatsızdı.Doktordu, hastaneydi, tahlillerdi derken check-up’tan geçti.Salı günü arkadaşlarla dışarıda buluştuk, yedik-içtik, muhabbet ettik.Bu arada biraz fotoğraf çektim.Perşembe gün üyesi olduğum ANFAD’da REHA BİLİR‘in fotoğraf gösterisi vardı.Gösteriden sonra hep birlikte akşam yemeği yedik, fotoğraf üstüne sohbet ettik.Bugün Alanya’da AFSAK’ın 2011 yılı etkinliklerinin ilki olan  “İZDOF  (İzmir Doğa Fotoğrafçıları) KARMA FOTOĞRAF SERGİSİ” nin açılışına gideceğim.Akşam da ortaokul arkadaşlarımızla yıllar sonra ilk defa bir araya geleceğiz.Yazarken baktım da bu haftayı epey yoğun geçirmişim, geçireceğim.Yoğun haftanın ayrıntılarını fırsat bulursam daha sonra kayda düşerim.Ben bugün gezerken oğullarım da evde tatilin tadını çıkarmaya başlayacaklar…

Bu kadar yoğun olan biri ne yapar? 
Elbetteki tembellik yapar ve eski blogunun arşivinden yazı araklayıp buraya aktarır :))

Kaseyi çocuklar resim kursuna gittikleri zaman atölyede yapmıştım.Zemini açık renkle boyadım.Onun üzerine beyaz renk su bazlı akrilik boyayı sürdüm ve işaret parmağımla üzerine bastırarak “hani duvarlara yaptıkları hesap” efekt yaptım.Daha sonra bildiğiniz suluboyaları sulandırıp yukardan aşağıya akıttım.Tabanda biriken rengarenk suluboyalara da ebru tekniğinde uyguladığım deseni uyguladım.Kenarlarına da iki renk suluboya ile kontür geçtik.Kontürü ben düzgün yapamadığım için resim kursundaki öğretmenimiz Füsun Dimli yapmıştı.
http://kahvekeyfi.blogcu.com/diger+hobilerim/sayfa/1 
İzleyin ve okuyun emi :)) Görüşürüz…

>Yirmi yıl öncesiydi. Kışın en soğuk yüzünü gösterdiği günlerdi.Hava adeta buz kesiyordu.Annesinin karnında rahat rahat tembellenip dururken doğmak için ilk sinyali verdiğinde takvim 4 Ocak 1991’i saatte sabahın 07:30’unu gösteriyordu.Doğuma daha yirmi gün vardı doktorun hesabına göre.Öyleyse bu acele neydi? Genç çift gelen ilk sinyalle telaşlanıp doktoru aradılar ve öğleden sonra saat üçe kadar doğum sancısı kendiliğinden başlamazsa hastaneye gelmelerini önerdi doktor.Doktorun sözünü dinleyip öğleden sonraya kadar beklediler.Lâkin ne sancı ne de ağrı vardı.Sabahtan ikindiye kadar bebeğin içinde bulunduğu su kesesi neredeyse tamamen boşalmıştı.
Hastaneye gider gitmez önce muayene etti doktor ve sonra sûni sancı için iğne yaptı.Anne adayı biraz heyecan ama fazlaca korkuyla doğum odasında beklerken baba adayı ise çoktan hastanenin koridorlarını bir aşağı, bir yukarı arşınlamaya başlamıştı.Arada bir hastanenin bahçesine inip sigarasından iki nefes çekip tekrar yukarıya çıkıyordu.
Annenin sancıları artıp çığlık attıkça ablası ve annesi merakla kapıdan başlarını uzatıp vaziyeti kontrol ediyorlardı.Anne adayının çektiği sancıyı sanki onlarda dışarıda çekiyordu ama ellerinden sadece beklemek geliyordu.
Anne adayı saatlerce sancı çekmiş, bu süre zarfında yan odalarda bir avazda normal doğum yapanların bebeklerinin ağlama seslerini duyup endişelenmeye başlamıştı.Sabah sabah dünyaya gelmek için acele eden bebeği aynı aceleyi doğum kanalına girmekte göstermemişti.Doktor da bu endişeye katılıp saatler gece 24’ü gösterirken anneyi sezeryane alıp bebeği dünyaya getirmeye karar verdi.
Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan takvimin 5 Ocak 1991’i gösterdiği günün ilk saatinde doğmuş ve ciğerlerine o soğuk kışın oksijenini depo etmeye başlamıştı bebek.Bebeği yıkayıp, giydirdikten sonra babanın kucağına vermişlerdi ama annenin daha ayılmasına  zaman vardı. Çok şükür ki bebeğin de annenin de sağlığı iyiydi.
Anne kendine gelir gelmez bebeğini yanına getirdi hemşireler.Artık ana-oğul anne karnında başlayan yolculuklarını yan yana, akşamları da babanın katılımıyla birlikte sürdüreceklerdi.

—————————–
Yukarıda okuduğunuz hikaye oğlumla bizim hikayemiz.Bugün dolu dolu yirmi yaşında artık.Üniversiteye başladığından bu yana (iki yıldır) doğum gününde bir arada olamıyoruz ama gönlümüz bir çok şükür.Allah ona sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömür versin inşaallah.Yandaki fotoğrafı liseyi bitirdiğinde mezuniyet balosuna giderken çekmiştim.

>

…:::hepinize sevdiklerinizle birlikte 
sağlıklı ve mutlu yıllar dilerim:::…

>

Sizinle bir şeyler paylaşmayalı onbeş gün oldu.
Bu arada neler yaptığıma gelecek olursam; 
Isparta’ya oğlumun yanına gidip geldim.
Geldikten sonra bir kaç gün kendi içime kapandım.
Bazen insanın özüne dönüp bakması gerek.
Ama yarın yeni bir gün ve günlerden Cuma.
Cuma günü hepimize hayırlı olsun, 
her ne kadar bütün yurtta kar-yağmur olacaksa da ruhumuza güneşin ışıkları saçılsın.
Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın.
Haftasonunuzun güzel geçmesi dileklerimle…
Görüşürüz :))

>

…Kurban Bayramınızı Kutlar, 
Sağlık ve Mutluluklar Dilerim…

>

Bugün can sıkıntısından still life tarzı bir fotoğraf çektim ve sizinle paylaşmak istedim.